3 Ağustos 2013 Cumartesi

Ait Olamamak

Gece kendini bira ve soğuk mezelerimiz eşliğinde sigara içerken farklı arkadaşlarımızla sohbet ederek bir birimizi anlamaya çalıştığımız yarı oksijen dolu kıç kadar bir balkona bıraktı.

Kişisel ekinozumun öldüğüne işaret kuru çakır bir zamandı.


Eve geldiğimde her zamanki gibi çantamı ve diğer eşyalarımı çıkartıp köşedeki sandalyenin üstüne bıraktım. Sonra son üç haftadır hep bunu yaptığım gerçeğiyle karşılaştım. Belki bir kaç saniyelik bir yüzleşmeydi; ama "düşünmeden yapamıyor insan" deyimini deneyimledim yeniden. 3 haftadır girip çıkıyordum bu eve. Aynı yatağı paylaşıyorduk aynı sözlerle bir birimizin tatlı-soğuk duygularını ifşa ediyorduk. Fakat ben her geldiğimde kendim için zimmetlediğim bu koltuğa koyuyordum eşyalarımı. Önce pantolonumu katlayıp bırakıyordum sandaleye sonra çoraplarımı sonra varsa fazladan şapkam, gömleğim üstüne de çantamı koyuyordum. Yapacak acil bir işim yoksa bilgisayarımı dahi çıkarmıyordum.

Üç haftadır ne derinliğine sahip olabilmiş ne de paylaşımlarımızın olduğu bu dört duvara kendimden bir şeyler bırakabilmiştim. Ait olamadığım hissi beynimde kendine çoktan yer etmişti. “Olum Fırat sen sadece bu sandalyeden ibaretsin” diye yüksek sesler geçiyordu aklımdan. Nitekim öyleydi de. Hep o bir yerlere ait olamamak duygusu yeniden benimleydi.

Gece bitti sabah döndü. Şimdi bu küçük evin salonunda o arkasınu dönmüş bulaşıkları yıkıyor ben ise bilgisayarda bunları yazabilecek kadar yabancılaşmışım aramızdaki şeye.

03.08.2013 / Cumartesi

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Pilav Taneleri

Pilav taneleri kadar iri ve doyurucu olmaya çalıştıysam da midem, o akşam beni dejenere olduğum ve tadını çoktan unuttuğum bir tecrübeye davet ediyordu.

23 Temmuz 2013 Salı

Günlüğümden 1


Makale yazmak için yere serdiği bir yığın A4'dün arasından kafasını kaldırarak : “Canım tatlı çekti. Hadi dışarı çıkıp tatlı alalım.” dedi. Ne güzel güldü o an. Şu filmlerin empoze ettiği, birinci sınıf edebiyat kitaplarının teşbihi gibiydi. “Olur.” dedim. Telefonları aldık. Yolda öyle yürüyor, bildiğin sohbet ediyoruz. Dayanamadım tabi. “Sana beni rahatsız eden bir itirafta bulunacağım.” dedim. Yine cümle kurmaya başlarken bir an tökezledim. Tanıştığımız günden bu yana her sıçtığımda yaptığım gibi toparlamaya çalışırken yakaladım kendimi ve bu çabamın her seferinde ona geçtiğini bildiğim için o rahatsız duygumla karşılaştım bir kaç saniye sonra. Hava güzeldi, 2.30 sularında öyle yürüyorduk.

22.07.2013 / Pazartesi