7 Ocak 2011 Cuma
Minik bir Sex güncesi sonrası siz!
Minik bir Sex güncesi sonrası siz!
Sabah 08.50! Ayağınızdan biri pike misali düz renklerin hakim olduğu ince bir örtünün altından aşağıya sarkmış. Kanepenin üzerinden tekir misali bir kedi sağ koltuk altınızda hırlayıp spesifik uyur gezer haliyle kulağınıza: "günaydın" diyor kısık bir sesle. İsmini bir gece öncesinden öğrendiğiniz bu kediyle herkesleşmenin ötesinde bir tat yaşayacağınız geçiyor aklınızdan. Geçeden kaldığınız belli ve size ait olmayan bu evde yeni uydurduğum -burasılaşma- fiilinin size hüküm etmesine izin veriyorsunuz! Fizyolojinizin burayı tanıdığı kesin ve bir kaç dakikalığına odadaki diğer eşyalara saplanıyor gözleriniz. Bir kaç saat sonra kalkıp gittiğinize bıraktığınız anlamlarla, ev sahiplerine 'sizden bahsedeçlermiş duygusu' egonuzu tatmin ediyor bu eylemi gerçekleştirirken siz. Sahi ev sahibi! O şu anda kabarık bir yatağın içine hapsetmiş olmalı ince yapılı bedenini söz deyimi yatak odasında.
"Salonları daha çok severim" diyorsunuz bu sabah için bir türlü yüksek olmayı beceremeyecek iç sesinizle. Sonra bunu birine ıspatlamanız gerekliymiş gibi hazırlık okulunda yeni öğrendiğiniz such as, for example gibi kelimelerin arkasına diziyorsunuz. Hayali izleyicilerinize ayıp olmasın duygusu ve ingilizce konuşmayı beceremeyeceğim korkusuyla türkçe örneklemler üzerine düşünüyorsunuz. Örneğin: Neden bilmem; ama solonlar genelde daha huzur verici gelmiştir; ayrıca mimari olarak odadaki diğer odalardan daha büyüktür ve benim gibi dışarıdan gelen gecelik misafirlere hoş görünme korkuları vardır. Bir yandan da acı bir gerçek: "Benim -vaktimi içerisine salacağım ya da vakitsizğinde kaybolacağım- bir salonum olmadıki hiç!" diyorsunuz. Bundan da sıyrılıp, sonra: "Salonlar gününüzün tamamını harcadığınız mükemmel d(ört)uvarlardır!" cümlesini kuruyorsunuz zihinciğinizin duvalarının ötesine geçmeyi denemiş ve alkolün etkisiyle toparlanamayan başararız kelimelerinizle! Vajinasını bir anda burnunuza sürtüp arka patileriyle yüzünüzün çizilme tehlikesilesi yaşatıyor bu Sulan ismindeki garip yapılı doğum kusurlarıya dolu olan kedi yanınızadan ayrılırken. "Nerede kalmıştık?" cümlesini kurmayı başarmış tam da devam edecekken. Sümkürmeniz gerektiği hissi gıdıklıyor zihninizi. Yabancı bir eve "ben"inizi bu kadar rahat verebilmenin hayretliği var üzerinizde.
Neden başkalarının hayatlarına bu kadar kolay ve çabuk adapte olup sanki yıllardır hep oradaymışsınız gibi durmanız gerekiyor sanki? Hiç bir şekilde yamaya patlak vermeyen bir manuple bu! Bunu düşünürken enerjiniz ve ikili ilişkilerde yarattığınız o sinerjiye hayranlıkla bakıyorsunuz. Kendi yaratınızın hissi iliklerinize işliyor! Bir ara eliniz çantanıza gidiyor hafifçe kanepeden kendinizi aşağıya doğru sarkarken. Biraz mideniz bulanıyor. Alkolün etkisi hala üzerinizde. İleri geri ufak hareketleriniz midenizin içersindeki sıvının yer değiştirmesine sebep oluyor. Akış sesleri kulağınıza hoş bir o kadar da rahatsız edici geliyor. Birazdan ulaşmaya çalıştığınız yarım bir selpak parçası elinizede. Hiç çekinmeden burnunuza alıyorsunuz bu garip olduğunu düşündüğünüz parçayı. Aklınıza gece geliyor. Ne yaptım sorusu var aklınızda? Prezervatifsiz sevişmek mi? Evet! Fikriniz kendine geliyor. Tamam olabilir; ama sizin nazarınızda bu grip-nezle olmak üzere olan biriyle sevişmekten daha tehlikeli değil. İşin pedagojik boyutuna da inecek değilsiniz ya! Ayrıca bedeniniz bu dünyaya fırlatıldıysa şayet o halde mazbut davranmamalısınız sizce. Çünkü 'burayı tanımak' durumu size göre biçilmiş. Bu sabah tanımadığınız bu evde kendinizi uyanmış bulmak da bunun ıspatı olmalı! Bunun yanı sıra iki gündür burnunuz akıyor. Hasta olmanın ötesinde bir durum bu sizin için. Çünkü lanet olası baş ağrısı, boğazda yanma-kuruluk, zihin bulanıklığı ya da başka bir durumla karşılaşmış değilsiniz! Mayıs ayına kadar gelenekselleşmiş bir burun akıntısı sizinkisi. "Sıcakların omuzuma göz kırpması yeterli olur burnumun terbiyesi için" diyorsunuz. Yani dün geceki minik kaçamak canınızı yakamayacak kadar ritüel olmalı!
07.01.2011
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder